Posthane

"Trust no one!"


..bazen de saygıdeger abilerim ablalarım, dunyası yerle bir olur insanın. hayat; fazla yormadan idare etmeyi saglayan butun anlamlarını yitiriverir. en akıllıca sandigınız fikirlerinizin sacmalıgını, en icten duygularınızın yapmacıklıgını kavrarsınız. aslında hicbir konuda fikriniz bulunmadıgını, aslında hickimseye karsı bir sey hissetmediginizi ve tüm evrenin de size karsı gaddarca kayıtsızlık icinde oldugunu. hep gozunuzun onunde durdugu halde o gune dek her nasılsa yok saymayı basardıgınız bu gercegi fark ettiginiz anda ilahi isleyisi de cözmek uzeresiniz demektir. 


tanrı,icinde tahammulfersa boslugu doldurmak icin evreni yaratır. evrenin icine gezegenleri, gezegenlerin icine dunyayı, dunyanın icine hayatı, hayatının icine insanı yerlestirir. ve onun icine koyacak bir sey bulamaz. iste insan denen bu tuhaf hayvanın, varlıkların en yucesi ve en anlamsızı kılınısının hikayesi. evrenin orasını burasını felsefeyle, sanatla, askla, hatta ironik bicimde tanrı ile bezerken, ortak anlamsızların en kücügünün elbette bir gercegi unutmamasi gerekmektedir. hakikatte bütün kitaplar sayfaları doldurmak icin yazılır. 

*Alper Canıgüz - Oğullar ve Rencide Ruhlar


"Kara göründü!" diye bağıran miço rağmen ruhumu çeken bir şey var girdaba.Tam anlamını çözdüm derken yaşamak dediğininin Sudanlı bir çocuğun sessizliğinde takılıp kalıyorum ve bencillikte bulduğum öz yerle bir oluyor.Yüzeye varıp bir nefes alayım dediğim anda yine beni yine dibe çeken sorulardan kurtulmak için sarıldığım oyuncakların tatminsizliğine diyeceğim yok,olduğu bu kadarmış. Ancak bu çukurları açan egonun çıkış için bir yol bulamaması yada bulduğu her yolu başka bir çukurla tıkamasına ne demeli? Bazen uçurumun eşiğinden dönsekte bunun adı belli..Herşeye rağmen yaşamak..

Eskileri karıstırırken buldum yine.Okuyunca şaşırıyorum şimdi, ben mi yazdım bu satırları diye..



''naber kaybeden yine b.ktan geçecek bir güne merhaba de..insan mutsuzluğu alışkanlık edinir mi be..sigara gibi..her nefeste içine dolan..''

Bundan tam bir buçuk yıl önce bir gece vakti böyle bir şey yazmışım bir yerlere.Şimdiki yazılara bir gözatıyorumda..iyiyim gene yahu:)



Ramazan geldi,hoşgeldi. Ramazan'da Eskişehir'de kaçıp ana kuzuluğu yapma hayallerim suya düşecek gibi.Ben yine Eskişehir'de gidiyorum ama annem İstanbul'a gidecekmiş.Kendi yemeğimi kendim yapacağım yine. Yemek dedimse menemen ve makarna. Ama bu Ramazan yemek yapmayı öğrenmekte ısrarlıyım. Yardımlarınızı beklerim. Hani şu Amerika'da ünlü "For dummies" (aptallar için) serileri vardır ya. O hesap. Böyle adım adım, iki kaşık bundan, 3 dakika kaynat filan diye yemek tariflerinizi bekliyorum:P


Gaziantepli bir arkadaşın anlattığı fıkra gibi bir hatırayı aktarayım.

Bahsi geçen arkadaşın babasının Urfa'da bir işi vardır.Arabasına atlar çıkar yola.Arabanın bagajında da bir çuval antep fıstığı vardır.Eline de birazını almış atıştıra atıştıra gidiyor.Antep çıkışında trafik çevirmesine rastlamış. Trafik polisi klasik ehliyet ruhsat sorularını sormuş. O sırada adamın elindeki fıstıklar dikkatini çekmiş. Bagajı aç bakalım bir demiş. Tabi adam bagajı açınca bir çuval fıstığı görmüş. Trafik polisi adamın gözünün içine bakıyor, ama arkadaşın babasında tık yok. Polis biraz oyalamış filan,bakmış adamdan geleceği yok en son dayanamayıp biraz fıstık istemiş. Arkadaşın babası da inat.. Vermem demiş. Verirsin vermezsin en sonunda polis bezip hadi git yoluna demiş. Adam Urfa girişine gelmiş,yine çevirme var. Trafik polisi arabayı durdurmuş, iki trafik polis gelmiş. Öndeki polis arabanın camına yaklaşmış "Ehliyet, ruhsat.." demiş. Arkadan öbür polisin sesi duyulmuş: "Yaa boşver eghliyet,ruhsatı. Fıstık yok mu fıstık? onu sor sen.." Arkadaşın anlattığına göre babası yine inatlaşıp vermemiş fıstıkları.Yolda atmış bir yerlere.Ama yine de kurtulamamış bu dertten.Bir hafta boyunca arabayla nereye gitse bütün çevirmelerde durdurulup ehliyet ruhsat ve fıstık sorulmuş kendisine.


Ankara ilginç bir yer. Her an herkesle karşılaşabilirsiniz. Herkesten kastım bir yerlerden tanıdık birileri. Belli bir düzeyde ünlü sayılabilecek kişiler. Şairler,yazarlar,yönetmenler vs..

Şarkıcı,türkücü,oyuncu pek yok,onlar Beyoğlu'nda,Cihangir'de. Mesela bir kaç hafta önce Rasim Özden Ören'le tanıştım ki, bu benim için gerçekten mutluluk verici bir şeydi. Öykülerini okuyarak büyüdüğüm bir yaşayan efsaneyle tanışmak..

Bu akşamda Kurtuba'da İsmet Özel'i gördüm. Gerçi dün de görmüştüm Konur civarında dolaşırken ama emin olmamıştım. Yanımda bir arkadaş vardı, hadi ne anlatır kendileri bir dinleyelim diye yakın bir masaya oturduk. Çünkü Özel'in masası hayli dolu sayılırdı ve daha fazla kişiyi kaldıracak gibi değildi. Zaten tanışmaya da çok gönüllü değilim, yazılarını ve şiirlerini ilginç bulmama rağmen bir türlü sevemedim. Neyse biz oturduk yakın bir masaya ama anlattıklarını duymak ne mümkün. Bizde baktık böyle olmayacak bari başka bir yere gidelim tavla oynayalım dedik.Diyalog tam olarak şöyle gerçekleşti:

-Abi İsmet Özel'in anlattıklarını masadakilerin bile duyduğundan emin değilim.
-Ne yapalım.Bari yukarı çıkıp tavla oynayalım.
-İsmet Özel ne olacak?
-Tavla biliyorsa o da gelsin..

Mekandan çıktık.

Daha sonra o sırada İsmet Özel'in masasında oturan bir arkadaş geldi yanımıza.Ona sorduk ne anlattı diye. Gerçekten ne anlattığını o da duymamış.Ama aradan seçebildiği bir muhabbeti aktardı. Masadan biri "Efendim,Türk şiiri şair Süleyman Çobanoğlu'nun kalemiyle bir yere oturdu mu?" diye sormuş.

Özel'de şu şekilde bir cevap vermiş: "Evet,klozete oturdu.."

Hmm..


Neymiş efendim,blogu boşlamışımda,eskisi gibi öle sıklıkla yazı yazmıyormuşumda da da da..Hey ben burada sizler için hayatın anlamını araştırıyorum, dediğiniz şeye bak. cık cık..

Ne okusam? : Sıradan Sözcükler Ne okusam? : Konuşan Pilav Ne okusam? : Baba Ne okusam? : Doğru insanı bulmak Hayırlı Evlat Ne okusam? : Hezeyanlar Ne okusam? : Makarna romantizmden ne anlar? Ne okusam? : 62'den tavşan olur mu? Ne okusam? : Bazen Ne okusam? : Astronot Olcam Ben Ne okusam? : Dünyanın Sonun Arayan Çocuk Ne okusam? : Hayatın Anlamı Ne okusam? : Boş Kağıt Versem Pekiyi Alır mıyım Hocam? Ne okusam? : Butterfly Effect in My Soul Ne okusam? : Gitme Ne okusam? : sonbahar Ne okusam? : Konuşan Pilav Ne okusam? : Baba Ne okusam? : Kuş Hatıratı Ne okusam? : Kuala Lumpur Ne okusam? : Karanlık MasallarNe okusam? : Eski Şarkı
Posthane'den yazı kopyalayan arkadaşlara selam ederim. Kendileri için ufak bir not: Posthane'de yayınlanan yazıların %99'u alıntı değil.Alıntı olduğu zamanda belirtiyorum zaten. Tamam,yazıları internette yayınlayarak telif haklarımı mahsun kırmızıgül'e devretmiş olabilirim. Ama yine de alıntı yaptığınızda kaynak belirtirseniz sevinirim. Emeğe saygı, repleri unutmayalım. pls,tşk,asl..

Arşiv

Twitter




DİKKAT ŞİİR!
Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Tanpınar

Blog İstatistiği

Sayaç


Blog Widget by LinkWithin